KISACA AYAMAMA DERESİ TAŞKINI

Doç. Dr. Yusuf SERENGİL,
İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi, Havza Amenajmanı Anabilim Dalı

 

Dereler çevrelerindeki alanlara düşen yağış sularını toplayıp başka akarsulara, göllere veya denizlere ulaştıran canlı sistemlerdir. Çevrelerinde yer alan ve su sağlayan bu alanlara ise havza adı verilir. Bir derenin suyunun kaliteli ve tüm yıl boyunca akıcı olması için havzasının ormanlık veya benzer bir bitki örtüsüyle kaplı ve insan etkisinden uzak olması gerekir. Havza insan yerleşimine ne kadar açık olursa dere su kalite ve akışı o ölçüde zarar görmektedir.
Dereler canlı sistemlerdir. Sadece içlerinde akan sudan ibaret değildirler. Bir dere ile kanal arasındaki fark; dere güzergâhı boyunca uzanan bir kıyı ekosistemi, su ve su kıyısında yaşayan canlılar, besin maddesi ve enerji döngüsüdür. Ve en önemlisi de yaşadığımız çevrenin görsel açıdan en çekici kısmını oluşturmalarıdır… Zira bir göl veya akarsu kıyısında yürümek bir kaldırımda yürümekten farklıdır.
Bu yazdıklarımdan iki noktanın altını çizerek Ayamama konusuna gelmek istiyorum. Birincisi dereler kanal değildir ve canlı sistemlerdir, sağlıklı olmaları da onlara su sağlayan havzalarının sağlıklı olmasıyla paraleldir. İkincisiyse, ortadan kaldırılma veya kanala çevrilme uygulamalarından kurtarılıp çevremize görsel değer katma potansiyeliyle değerlendirilmeleri gerekir.
Peki mevcut durum ne? Maalesef İstanbul’ un şu an içinde bulunduğu durum bu anlattığımız gerçeklerin göz ardı edilmesini zorunlu kılmaktadır. Ne dere havzalarında planlı yapılaşma ne de derelerde doğal iyileştirme olanağı birçok bölge açısından mevcuttur. Alibeyköy havzasında yaptığımız bir araştırma(*) dere sisteminin neredeyse tamamına yakınının kanallaştırıldığını ortaya koymaktadır.
Ayamama deresi İstanbul’un Avrupa yakasında yer alan orta ölçekte bir havzayı boşaltmaktadır. Dere 9 Eylül günü taşmış, can ve mal kaybına yol açmıştır. Havzasının büyük kesimi son 20–30 yılda yerleşime açılmış ve betonlaşmıştır. Havzalarda %20’nin üzerinde betonlaşma başta sel ve taşkın riski olmak üzere birçok çevresel soruna yol açmaktadır. Ayamama’da geçirimsiz yüzey oranı bunu 3’e katlamış durumdadır.
Kısaca İstanbul’un birçok deresi kanallaştırılmış durumda. Havzaları ve taşkın ovaları yoğun yerleşime açılmış, doğal restorasyon (iyileştirme) olanakları ortadan kalkmış ve taşkın oluşumu için her şey hazır.
Bu durumda ne yapılabilir? Oturup taşkın beklemek dışında…
Alt havza bölgesini düzenlemek için uygulanabilir önlemlerin (yanlış anlaşılmasın çözüm değil) başında dere taşkın ovalarının belirlenmesi ve bu bölgelerdeki yapılaşmanın sıkı denetimi ve drenaj çözümleri gelmekte.
Üst havza bölgesi için ise İstanbul’ un genelinde geçirimli bir yerleşim modeli ve araçlarının uygulanması zorunlu hale getirilebilir. Örneğin otoparkların ve kaldırımların geçirimli (delikli) betonla yapılması, belli büyüklükteki çatılara çatı bahçesi yapma zorunluluğu getirilmesi, yapılaşma yoğunluğunu azaltıcı çalışmaların yapılması gibi. Yatay yerleşimlerin dikey yerleşimlere dönüştürülmesi, yani geniş bahçesi olan yüksek binalara doğru yönelimin teşvik edilmesi de bu açıdan yararlı bir seçenek.
Bu iyileştirici önlemler taşkın zararlarını azaltmak yönünde yararlı olabilir, önlemek mümkün değil. Ve şu kesin; İstanbul’a yağmur yağdığı sürece taşkın riski hep olacak. Bu sene Ayamama, seneye başka bir dere, sonraki sene başka biri…

(*)TUBİTAK ÇAYDAĞ 107 Y 149.

İçindekiler sayfasına geri dön >>>
"www.dogavetoplum.web.tr" nin tüm hakları saklıdır. Site içeriği izinsiz kullanılamaz, kaynak göstermeksizin alıntı yapılamaz.
Bu sitede yayımlanan yazı ve fotoğraflardan yazarları sorumludur.